Hayvan Sağlık Kabininde Neler Yapılır?
Gelin biraz hayal kuralım… Sabahın erken saatlerinde, güneşin azıcık gülümsediği o saatlerde bir hayvan sağlık kabininde olduğunuzu düşünün. Ama, tabii ki, bildiğiniz sıradan bir sağlık kabini değil! Bu kabin, daha çok küçük bir hayvanın (belki de en iyi dostunuzun) sağlığını korumak adına bir kahramanlık yuvası, bir nevi bir tedavi merkezi. Ama arada bir de esprili olalım, zaten zaten her şey fazla ciddiye alınmazsa hayat biter. O yüzden adım adım bu kabin içinde neler olduğunu, işin içine biraz mizah katarak anlatacağım.
1. “Hoş geldiniz, Gökhan. Kediniz hastadır. Biz buradayız, siz nerede?”
Hayvan sağlık kabininde ilk adımınızda, çoğunlukla ısrarla gülümseyen ama bir yandan da şüpheyle bakan bakıcılar (veterinerler) sizi karşılar. Belli ki sabahın köründe işe başlamışlar ve sizin gibi birinin buraya gelmesi onlara biraz da sürpriz olmuştur. Gözlerinizdeki bu “ben sadece kedimi göstermek istiyorum” ifadesi, onları bir an “Yine bir evcil hayvan draması mı?” diye düşünmeye iter. Çünkü hayvan sağlık kabinleri, bazen bizim için birer “acil servis” gibidir. Yani o kedinizin karnındaki topuğu çıkarma işi ya da köpeğinizin veterinerdeki “ağzını açıp bakma” görevleri, günlük işlerin bir parçasıdır.
Düşünsenize, ben Gökhan, İzmir’de bir kafe açmaya çalışan 25 yaşındaki adam. Kedim de, yani Sıtır (evet, kedimle öyle özel bir ilişkim var), sabahın bu saatinde bir şeyler yemediği için hırıltı yapmaya başlamış. Önümde duran veteriner “Gökhan Bey, kedinizin durumu çok ciddiye binmiş gibi görünüyor, dikkat etmemiz lazım” dediğinde… Kafamda bir an ne düşündüm biliyor musunuz? “Eee… O zaman ne yapacağız, kedim de sabah açlık krizine girdi, ne yapalım?”
Ama elbette bu tür şeyler insanı da strese sokuyor. En sonunda, “Hayvan sağlık kabininde neler yapılır?” sorusu kafamda dönüp dururken, biraz sakinleşip doktorun söylediklerini ciddiye almam gerektiğini fark ettim.
2. Hayvan Sağlık Kabininde Ekipmanlar: Bir Gökhan’ın Hayal Karması
Her şeyin başı teşhis! Hayvan sağlık kabinlerinde birinci görev, hastalığın tam olarak ne olduğunu anlamak. Bir veteriner hekim, sizin de bilmediğiniz bir sürü terimi ardı ardına sıralar. Burada önemli olan, kedinizin ya da köpeğinizin size “ben hasta değilim” dediği, fakat aslında ortada bir dert olduğu gerçeğini fark edebilmektir. Peki, kabinlerde kullanılan ekipmanlar ne işe yarar?
Mesela o baştaki “sıcaklık ölçer” var ya, ilk bakışta size, “Bu bir tür uzay aracı mı?” gibi gelebilir. Tuhaf bir şekilde kafanızda doktorun, hayvanınıza lazer ışınlarıyla tedavi yapacağı fikri belirir. Ancak gerçekte bu cihaz, doğru vücut sıcaklığını ölçmek ve ardından doğru tedavi için temel verilere ulaşmak için çok kritik bir işlevi yerine getirir. Yani, kedinizin 39 derece sıcaklıkla geziyor olması, bir alarm zili gibidir.
Ardından gelen o klasik “ışıkla bakma” aşaması var ki… Gerçekten, o “ışık” mı, “ne var bu işte?” diye düşündüm. Gözlerinin içine bir ışık sokulurken, kendi gözlerinizin o kadar büyük olmasını istemiyorsunuz. Ama işte bu da kabinin olağan akışı. Zaten hayatı fazla dramatize etmeyen birisi olmanız gerektiğini anlıyorsunuz.
3. “Kedinizin dişlerine de bakmam gerek!”
Bu kısmı duymadığınızda, ne olacağını anlamanız zor. Çünkü diş bakımı? Hayvanlar için mi? Evet, evet, diş bakımı! Hem de “Bu kadar da olur mu ya?” dediklerinizden. Zaten kabinin tüm ortamı bir şekilde “acaba bu işin sonu nereye gider?” havası verir. Bu sırada bir bakıcı ne zaman “Kedinizin dişlerine de bakmam gerek” dese, gözlerinizin büyüdüğünü hissedersiniz.
Özellikle kediniz dişlerini fırlatarak size yaklaşır ve siz de “Yahu, o kadar mutfakta güzel yemekler var, birazcık dişlerini fırçalamaz mı?” diye düşünürsünüz. Neyse ki hayvanların hayatı o kadar karmaşık değil, kediler en fazla mutlu bir şekilde takılır. Kabinde ise herkes sadece “Sağlık, sağlık” derken siz de Sıtır’a bakıp “Artık dişlerini fırçalıyoruz galiba” dersiniz.
4. “Hadi bakalım, Morko, seni de tedavi ettik.”
Bir hayvan sağlık kabininde, bazen size terapist gibi davranan veterinerlerin varlığı sizi rahatlatır. Mesela bir köpek sahibi gelip, bir süreliğine beklerken (belki de köpeği bir ağrı ile uğraşırken), veterinerin her şeye çözüm önerdiği anları düşünün. O köpek de “benimle ilgilenin!” diye bağırır ama kimse durmaz. Çünkü ortada, hala “hayvanın sağlığına ne olacak?” sorusu vardır.
Ama işin en komik kısmı şu: Veterinerlerin hayvanları tedavi etme tarzları bazen tam bir sihirbaz gösterisi gibidir. “Bırakın biraz rahatlasın, biz burada hallederiz!” dediklerinde bir garip hissedersiniz. Ama sonunda, “Hadi bakalım, Morko, seni de tedavi ettik!” dedikleri an, kedinizin ya da köpeğinizin mutlu bir şekilde koşmasına gözünüzdeki bir ışık belirir.
Sonuç: Hayvan Sağlık Kabini, Bir “Her Şeyden Biraz” Yeri
Hayvan sağlık kabinleri, düşündüğünüzden çok daha fazlasıdır. Bu yer, sadece hayvanların sağlığını kontrol eden bir alan değil, aynı zamanda bazen insana bile dersler veren bir okul gibidir. Ne kadar işin içinde olsanız da, kabinlerde bazen gülünç, bazen de düşündürücü anlar yaşanabilir.
Ve inanın, bu deneyimlerden sonra kedinizi ya da köpeğinizi her gördüğünüzde, ilk kez “gerçekten sağlam mısınız?” diye sormak isteyebilirsiniz. Hayvan sağlık kabinlerinde her şeyin başı sağlık olsa da, işin mizahi boyutuna inmek, işte bu kadar eğlenceli!